2’nin 10 Katı Kaçtır? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüne Pedagojik Bir Bakış Öğrenme, yalnızca bilgi edinme süreci değildir; aynı zamanda bireyin dünyayı algılama biçimini yeniden inşa etmesidir. Basit bir matematik sorusu bile, doğru pedagojik mercekten bakıldığında çok katmanlı bir düşünme alanına dönüşebilir. “2’nin 10 katı kaçtır?” sorusu ilk bakışta yalnızca 20 sonucuna ulaşmayı gerektiren bir işlem gibi görünür: 2 × 10 = 20. Ancak bu basit işlem, öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini, bilginin nasıl yapılandığını ve bireyin düşünme becerilerinin nasıl geliştiğini anlamak için güçlü bir başlangıç noktasıdır. Basit Bir İşlemden Derin Bir Öğrenme Deneyimine Matematikte çarpma işlemi, yalnızca sayıları tekrar etmek değil, aynı zamanda…
Yorum BırakKategori: Makaleler
F110 Nedir? İzmir’den Bir Günlük Bakış İzmir’in sabahı… Gözlerimi açtığımda ilk düşündüğüm şey her zaman kahve olur ama bugün farklıydı. F110 nedir? “Ne? Sabah sabah F110 mu kafana takıldı?” diye sırıtarak seslendim kendi kendime. Evet, yalnızca ben böyle yaparım. Çayımı alıp balkona çıktım, denizden gelen rüzgar yüzüme çarpıyor ve bir yandan düşünüyorum: “Kanka, ben bunu arkadaş ortamında espri malzemesi yapacak mıyım yoksa kendi kafamı yakacak mıyım?” F110 nedir? Basit bir soru gibi görünebilir ama İzmir’in karmaşasıyla birleşince bir maceraya dönüşüyor. Hem merak ediyorsunuz hem de gülüyorsunuz. — Sabah Kahvesi ve F110’un Gizemi Kahvemi yudumlarken telefonuma baktım. Mesajlar, iş planları, bir…
Yorum BırakOkuyucularımıza “İçli köftelik bulgurdan kısır olur mu” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Pofs ekibi olarak bizi okumaya devam edin! İçli Köftelik Bulgurdan Kısır Olur Mu? Merhabalar! Pofs olarak “İçli köftelik bulgurdan kısır olur mu” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız. Geçen gün mutfakta işin içinde kaybolmuşken, içli köftelik bulguru elime alıp “Acaba bundan kısır yapılabilir mi?” diye kendi kendime sordum. Normalde kısır deyince aklıma ince bulgur gelir, ama o an kafamda bir deney yapma isteği doğdu. Gerçekten, mutfakta bazen kendimi küçük bir kimyager gibi hissediyorum; malzemeleri karıştırıp sonuçları görmek istiyorum. İçli köftelik bulgurla kısır denemesi yapmak da tam böyle bir…
Yorum BırakGeçmişin İzinde Üçgenlerin İsimleri: Tarihsel Bir Perspektif Geçmişi anlamak, bugünü yorumlamanın temel araçlarından biridir; insanlık tarihi boyunca matematiksel kavramlar, toplumsal yapılar kadar kültürel ve entelektüel dönüşümlerin de izlerini taşır. Üçgenler, yalnızca geometrinin temel taşlarından biri değil, aynı zamanda uygarlıkların matematiksel zekâsının sembolüdür. Üçgenlerin isimleri, tarihsel süreç içinde farklı anlamlar kazanmış, çeşitli kültürlerde farklı yöntemlerle sınıflandırılmıştır. Bu yazıda, üçgenlerin isimlerinin tarihsel evrimini kronolojik bir perspektifle inceleyeceğiz. Antik Çağda Üçgenler ve İlk Tanımlamalar MÖ 2000 civarında Mezopotamya’da Babilliler, geometrik hesaplamaları günlük yaşam ve tarım için kullanmaya başlamıştı. Çivi yazılı tabletler, üçgenlerin alan hesaplamalarında temel alındığını gösterir. Örneğin, Plimpton 322 adlı tablet, dik…
Yorum BırakJaponya Bitki Örtüsü: Doğanın Renkli Paleti Merhaba değerli Pofs okuyucuları. Bu yazımızda “Japonya bitki örtüsü nedir” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz. Japonya denince akla ilk gelen şeylerden biri tabii ki çiçek açan kiraz ağaçları, bambu ormanları ve yemyeşil dağ manzaralarıdır. Ama Japonya bitki örtüsü sadece manzaralardan ibaret değil; iklim, coğrafya ve tarihsel süreçlerin birleşimiyle ortaya çıkan bir doğal çeşitlilik var. Gelin bunu hem bilimsel bir mercekten hem de herkesin anlayacağı bir dille inceleyelim. Coğrafyanın Bitki Örtüsüne Etkisi Japonya, kuzeyden güneye uzanan bir ada zinciri. Hokkaido’nun soğuk ikliminden Okinawa’nın subtropikal havasına kadar geniş bir yelpazeye sahip. Bu farklılık, bitki örtüsünü büyük ölçüde…
Yorum Bırakİslam’a göre iktisadi faaliyetlerde önemli olan ahlaki ilkeler nelerdir? Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “İslam’a göre iktisadi faaliyetlerde önemli olan ahlaki ilkeler nelerdir” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız. Sabah Ankara’da soğuk bir mart günüydü. Kızılay’da otobüs beklerken önümde iki üniversite öğrencisi hararetli bir şekilde “kripto mu, altın mı” tartışıyordu. Yanımdaki yaşlı amca ise “helal kazanç başka evlat” diye mırıldandı. O an fark ettim ki ekonomi dediğimiz şey sadece rakamlar, grafikler ya da TÜİK tabloları değil; aynı zamanda insanların değerleri, korkuları ve inançlarıyla iç içe geçmiş bir yaşam alanı. Ekonomi eğitimi almış, veriyle uğraşmayı seven biri olarak yıllardır şunu gözlemliyorum:…
Yorum BırakSessiz Zihin Nedir? Gürültülü Dünyada İçimizdeki Sessizliği Aramak Merhaba değerli Pofs okuyucuları. Bu yazımızda “Sessiz zihin nedir” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakıyoruz. Bildirimler, haberler, sosyal medya akışı, iş mailleri, WhatsApp grupları… Bursa’da sabah işe gitmek için yola çıktığımda bile insanların yüzünde aynı şeyi görüyorum: zihinsel yorgunluk. Metroda herkes sessiz ama aslında herkesin kafasının içinde inanılmaz bir gürültü var. İşte tam bu noktada “sessiz zihin nedir?” sorusu sadece kişisel gelişim klişesi olmaktan çıkıp gerçek bir ihtiyaç haline geliyor. Bir süredir dünyanın birçok yerinde insanlar aynı problemi konuşuyor. Japonya’da “mental fatigue”, Amerika’da “overthinking”, Avrupa’da “mindfulness crisis” gibi kavramlar…
Yorum BırakDinimizin iktisadi hayatla ilgili ahlâki ölçüleri nelerdir? Üzerine Ankara’dan bir bakış Ankara’da sabahları işe giderken Kızılay metrosunda insan kalabalığına karışmak, ekonomi okumuş biri olarak bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: İktisat dediğimiz şey sadece grafikler, modeller ya da TÜİK tabloları değil. Aynı zamanda insanların birbirine nasıl davrandığı, nasıl alışveriş yaptığı, nasıl kazandığı ve nasıl paylaştığıyla ilgili çok derin bir ahlâk meselesi. Üniversitede iktisat derslerinde “rasyonel birey” anlatılırken, ben çoğu zaman çocukken mahallede bakkaldan veresiye defterine yazdırılan ekmekleri hatırlardım. O defter sadece bir borç kaydı değildi; güvenin, ahlâkın ve karşılıklı sorumluluğun küçük bir ekonomisiydi. Bugün geriye dönüp baktığımda, dinimizin iktisadi hayatla ilgili…
Yorum BırakKadınların Tanrıçası Kimdir? Mitlerden Günümüze Bitmeyen Bir Tartışma Kadınların tanrıçası kimdir sorusu kulağa basit geliyor olabilir ama işin içine girdikçe olayın ne kadar katmanlı, hatta yer yer rahatsız edici derecede “yorumlu” olduğunu fark ediyorsunuz. İzmir’de yaşayan, sosyal medyada sürekli mitoloji, feminizm, pop kültür ve gündelik hayat tartışmalarını kurcalayan biri olarak şunu net söyleyebilirim: Tek bir “kadınların tanrıçası” yok. Ama bu yokluk bile başlı başına bir anlam taşıyor. Çünkü mesele sadece mitoloji değil. Mesele; kadınlığın nasıl tanımlandığı, kim tarafından anlatıldığı ve hangi kalıplara sıkıştırıldığı. Mitolojide “Kadın Tanrıça” Kavramı Gerçekte Ne Anlatıyor? Mitolojilerde kadın tanrıçalar genellikle tek bir kimliğe indirgenmez. Aksine, parçalanmış…
Yorum BırakEzan kaç desibel olmalı? Şehirde sesin, inancın ve yaşamın kesiştiği bir soru Ankara’da 28 yaşında, gününün büyük kısmını ekran başında çalışan, teknolojiyi takip eden ama aynı zamanda şehrin sesini de fazlasıyla hisseden biri olarak “Ezan kaç desibel olmalı?” sorusu bana sadece teknik bir tartışma gibi gelmiyor. Bu soru, aslında şehirde nasıl yaşamak istediğimizle, birbirimize ne kadar alan bıraktığımızla ve gelecekte birlikte nasıl bir düzen kuracağımızla ilgili. Sabah erken saatlerde uyanıp sessizliğin içine karışan ezan sesiyle güne başlamak bazen huzur verirken, bazen de uykunun en derin yerinde keskin bir hat gibi zihne giriyor. Bu çelişki, gün geçtikçe daha fazla düşündürüyor beni:…
Yorum Bırak